Menu

hasuder

“Su” sahip olduğumuz en önemli doğal kaynaklardan birisi, belki de en önemlisi. Yaşam için vazgeçilmez. suyu etkileyen her şey insanı da, insan sağlığını da etkiliyor.

Artan nüfus, kentleşme, sanayileşme ve tarımsal faaliyetler bir yandan su kaynaklarında azalmaya, diğer yandan kirlenmeye neden oluyor. İklim değişikliğinin etkileri de su kaynaklarında azalmaya katkı sağlıyor.

Bu kapsamda halk sağlıkçılar açısından "suyun önemi" ve "suyun kesintisiz olarak temiz ve güvenli olarak sağlanması" hakkındaki görüş ve önerilerimiz şunlardır: 

 

  1. Dünya Sağlık Örgütünce 1978 yılında Kazakistan’ın başkenti Alma-Ata’da açıklanan Temel Sağlık Hizmetleri Bildirgesi’nde devletlerin toplumlarına sunacakları olmazsa olmaz sağlık hizmetlerinden birisi olarak kabul edilen “en az bakım” kavramı içerisinde yer alan “Temiz Su Sağlanması ve Sanitasyon” ilkesi, dünyadaki her insanın temiz ve güvenli suya ulaşımının bir insan hakkı olduğu vurgusunu yapmaktadır.
  2. Su, hem günümüz hem de gelecek nesiller adına her türlü kirletici ve tehlikelerden korunması gereken bir madde ve varlıktır.  
  3. Su çevresel faktörlerden hızlı ve fazla etkilenen, bu nedenle kendisinin de temas ettiği su ürünlerini, tarımsal ve hayvansal ürün ve gıdaların kalitesini ve sağlıklı oluşunu önemli düzeyde etkileyen bir varlıktır. Suyun korunması bu nedenle de önemli ve zorunludur.
  4. Ülkemiz su zengini olan bir ülke değildir. Aksine "su sıkıntısı olan ülkeler" arasındadır. Bu anlamda ülkemiz için suyun damlası bile çok çok önemlidir.
  5. Yeraltı ve yüzeyel suların korunması, suyun insan yaşamına kattığı her türlü değerin sürdürülebilmesi için tüm kamu ve özel kurum/ kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları vb. çok paydaşlı / çok sektörlü sağlık sorumluluğu çerçevesinde hareket etmelidir. Bu anlamda T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumunca hazırlanan “Çok Paydaşlı Sağlık Sorumluluğunu Geliştirme Programı” iyi bir rehber ve yol gösterici olacaktır.
    1. Bu nedenle devletin, suyun korunması, suyun toplumun her kesimine, yaşanılan ve çalışılan yerlere temini, ulaştırılması, kullanımı ve atık suların bertarafı ve yeniden kazanımını planlama, düzenleme, yapma ve yapılmasını sağlamada ciddi görevi vardır. Devlet bu görevi kamu ve özel kurum/kuruluşları organize ederek yapmaktadır ve daha iyisi için çaba göstermektedir. Devlet adına bu görevi yerine getiren merkezi ve yerel yönetimler geliştirdikleri ve uyguladıkları tüm politikalarda sağlığı önceliklendirmelidir. Sağlığı etkileyen en önemli faktörlerden olan su, bu kapsamda ele alınmalıdır.
    2. Merkezi ve yerel yönetimlerde su ile ilgili yönetim mekanizması yeniden ele alınmalıdır. Bu konuda büyükşehir belediyelerinde olduğu gibi bir ildeki içme-kullanma ve atık suların yönetimine ilişkin tüm iş ve işlemlerin bu konuda yetkilendirilmiş ve görevlendirilmiş tek bir yönetimce yapılmasının ciddi yararları görülmüştür. Bu nedenle büyükşehir belediyesi olmayan illerde de benzer bir yönetimsel yapı kurularak o ilde suyun tek bir merkezden yönetilmesi yararlı olacaktır.
    3. Yerel yönetimlerin topluma sağlıklı, temiz, güvenli ve kesintisiz içme- kullanma suyu temin etme ve ulaştırma sorumluluğu ve zorunluluğu vardır. Yerel yönetimler musluktan akan suyun kuşku duyulmaksızın içme ve kullanmaya uygun olmasını sağlamalıdır. Halkın musluktan akan suyu içme-kullanma suyu olarak güvenle kullanması için de şebeke suyuna olan güvenin tazelenmesi, yerel yönetimlerin en temel görevlerindendir. Yerel yönetimler bu görevi yerine getirebilmek için çaba göstermelidirler.  Yerel yönetimlerin bu konuyu atık suları da içerecek biçimde öncelikli olarak ele alması, planlaması, uygulaması ve geliştirmesi gerekmektedir.
    4. Su kaynaklarının korunması, su depolarının iyileştirilmesi, bakım ve temizliği ve sürdürülebilir dezenfeksiyon güvenli su temininde önemli sorunlardır. Bunların iyileştirilmesine yönelik belediyeler ve il özel idareleri gerekli adımları atmalı, su öncelikli gündem maddesi olarak belirlenmelidir.
    5. İçme suyu ve atıksu arıtım tesisleri yeni teknolojik yaklaşımlar, amaca uygunluk, işletme yöntemleri ve finansman açısından gözden geçirilmeli, sürdürülebilir modeller geliştirilerek yerel yönetimlerce kurulması ve işletilmesi ülke geneline yaygınlaştırılmalıdır.
    6. Suyun yönetiminde, özellikle yerel yönetimler olmak üzere su ve sağlık ilişkisinin söz konusu olduğu tüm alanlarda, profesyonel, eğitimli, nitelikli, yetkili ve yeter sayıda personel görevlendirilmesi zorunludur. Bu anlamda kamusal alanlarda su ile ilgili profesyonellerin örgün ve sertifika eğitimleri ile yetkilendirilmesi, görev yapan personelin etkin ve sürekli hizmet içi eğitimlerinin düzenlenmesi gereklidir. Ayrıca istihdam politikalarında meslek profesyonellerinin ve sertifikalandırılmış personelin istihdamına gereksinim vardır.
    7. Her alanda faaliyet gösteren özel sektör su kaynaklarının ve suyun korunmasında sorumluluk sahibidir. Bu sorumluluklar, ekonomik değerler nedeniyle göz ardı edilmemelidir. Sürdürülebilir su kaynakları herkes için gereklidir.
  6. “Su” konusunda çalışan kamu ve özel tüm kurum ve kuruluşlar suyun kalitesinin izlenmesinde, kirliliğin önlenmesinde ve giderilmesinde çağdaş ve bilimsel olarak güvenilirliği gösterilmiş teknik ve teknolojileri kullanabilmelidir.
  7. Yerel yönetimlerin kayıp kaçak sorunlarına yönelik çözüm önerileri geliştirmeleri, sanayi ve tarımsal amaçlı su kullanımının düzenlenmesi / korunması, halkın da verimli su kullanımına ilişkin bilgilendirilmesi gerekmektedir.
  8. İçme-kullanma suları dezenfeksiyonunda birçok yöntem kullanılmakla birlikte, etki potansiyelinin yüksekliği, ucuz bir yöntem olması, şebeke sistemlerinde izlenebilmesi ve en önemlisi de kalıcı (residüel) etkisi nedeniyle en başlıca dezenfeksiyon yönteminin klorlama olduğu hatırda tutulmalıdır. Bu konuda hem yerel yönetimler duyarlı olmalı, hem de topluma konu hakkında bilgilendirmeler sürekli ve etkin şekilde yapılmalıdır. Klor kullanımı sonucunda ortaya çıkan yan ürünlerin kanserojen etkisinin olmadığı birçok uluslararası kuruluş tarafından kanıtlanmıştır. Bu tür yanlış ve yanlı bilgilendirmelerin önüne geçilmelidir.
  9. Yerel yönetimler afetlere karşı su yönetim politikalarını önceden belirlemelidir.
  10. Termal suların entegre sistemlerle tek bir merkezden yönetilmesi örneklerinin yararları ortadadır. Bir yerleşim yerinde farklı termal su kaynaklarının farklı işletmelerce kullanılmasının olumsuzlukları ortaya konulmalı ve konu hakkında mevzuat çalışmaları yapılmalıdır. Ayrıca termal suların reenjeksiyonu ile termal atıksulara yönelik arıtma sistemleri zorunlu hale getirilmelidir.
  11. Gerek toplum sağlığı gerekse sağlık turizmi açısından önem taşıyan termal tesislerde genel hijyen ve su güvenliği kuralları gözden geçirilmeli ve dikkatle takip edilmelidir.
  12. Hastane, okul, rekreasyon alanları, yurtlar, AVM, spor tesisleri vb. tüm toplu yaşam alanlarında özellikle musluklardan akan temiz ve güvenli içme kullanma suyu temini, atık suların adı geçen toplu yaşam alanlarına uygun biçimde bertaraflarının sağlanması gerekir. Hatta bu suların arıtım ve geri kazanımları üzerinde çalışılmalıdır.
  13. Güvenli su temininde şebeke sistemleri kadar bina içi su yapıları ve son zamanlarda yaygınlaşan ev / apartman / site içi su depoları suyun temiz ve güvenliği açısından göz ardı edilen önemli konulardandır. Bunları içeren bina içi su yapılarına yönelik mevzuat düzenlemelerine ihtiyaç vardır.
  14. Kentlerde gri ve sarı suların ayrı toplanması, arıtım ve geri kazanım mekanizmalarının maliyet-etkin bir şekilde oluşturulması kent planlarına eklenmelidir. Aynı şekilde yağış sularının farklı sistemlerle toplanıp kullanıma sokulması yönünde çalışmalar yapılmalıdır.
  15. Yerleşim yerlerinde su kesintisiz / sürekli temiz ve güvenli şekilde verilmelidir. Su kesintilerinden kaçınılmalıdır. Bu nedenle nüfus artışı ve kentleşme planlamalarına uygun içme-kullanma suyu temini ve bertarafı konuları mutlaka yer almalıdır. Bu anlamda kentlerde su kesintisine neden olan en büyük sorunlardan birisi olan su hatlarındaki patlamalar / sızıntılar olması ve bunların bakım - onarım işleridir. Ana hatlardan başlayarak paralel hatlar oluşturulması gibi önlemler üzerinde çalışmalar yapılmalıdır.
  16. Özellikle hastane, okul gibi toplu yaşam alanlarında su kesintileri yapılmamalı, kesintisiz su sağlanmalıdır.
  17. Kentleşmelerde su havzalarının korunmasına büyük özen gösterilmelidir.
  18. Ambalajlı suların toplum sağlığı açısında önemi yadsınamaz. Ambalajlı sular özellikle şebeke sistemi bulunmayan yerlerde ve acil/afet durumlarında topluma sağlıklı içme kullanma suyu ulaştırılması çabalarında önemli bir açığı kapatmaktadır.
  19. Ambalajlı su üretim aşamalarında otokontrol mekanizması işletilmeli ve güçlendirilmelidir. Ambalajlı su ürünlerinin ambalajlarında çevre ile dost ve geri dönüşümü mümkün olan ürünlerin geliştirilmesi ve kullanılmasının sağlanması gelecek nesiller ve suyun korunması açısından önemlidir.
  20. Evsel nitelikli arıtma cihazları da acil ve afet durumlarında, kısa süreli yerleşim yerlerindeki kirli suyun sağlıklı hale getirilmesinde kullanılabilir. ANcak rutin bir şekilde bu cihazların kullanılması hem suyun içerisindeki mineral ve elementlerin kaybına neden olduğu, hem de zamanla içerisinde mikroorganizmaların yerleşime bağlı aksine zararlı da olabildikleri unutulmamalıdır.
  21. Tarımsal sulama politikalarında yeraltı ve yüzeyel su kaynaklarını en etkin şekilde kullanmayı hedefleyen nitelikte olmasını sağlayacak şekilde yapılmalıdır.  
  22. DSÖ iklim değişikliğini önümüzdeki yüzyıl için en büyük sağlık riski olarak değerlendirmektedir. Bu kapsamda iklim değişikliğinin su kaynakları üzerine olumsuz etkilerini azaltmaya yönelik önlemler alınmalıdır.
  23. Su, sadece ulusal çaba ve çalışmalarla yönetilemez. Uluslararası işbirliği kaçınılmaz ve zorunludur.

HASUDER adına

Prof.Dr. Murat TOPBAŞ

KTÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı

Uluslararası Su ve Sağlık Kongre Sekreteri

(Bu metin 26-30 Ekim 2015 tarihlerinde yapılan Uluslararası Katılımlı Ulusal Su ve Sağlık Kongresi Sonuç Bildirgesinden yararlanılarak hazırlanmıştır)

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Paydaşlarımız

Kongre-Sempozyum

Go to top