Menu

hasuder

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından herhangi bir kimyasal, fiziksel veya biyolojik ajan tarafından atmosferin doğal özelliklerinin değişmesi olarak tanımlanan hava kirliliği dünyada ve ülkemizde halk sağlığı açısından en önemli çevresel risk etkeni haline gelmiştir.

 

DSÖ sınır değerleri temel alındığında dünya üzerindeki kentlerin %80’ninden fazlasının havası kirlidir ve kirlilik düzeyi 2008’den 2013’e %8’e yakın artmıştır. DSÖ’ye göre 2012 yılında tüm dünyada 6,5 milyon ölüm hava kirliliği ile ilişkilidir ve bu da o yıl içinde tüm dünyada görülen ölümlerin tek başına %11,6’sını oluşturmaktadır. Ayrıca DSÖ akciğer kanserinden ölümlerin %36’sıı, inmeden ölümlerin %34’ü ve kalp hastalıklarından ölümlerin %27’nin hava kirliliği nedeniyle olduğunu vurgulamıştır. Diğer yandan Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) ise bundan birkaç gün önce yayınladığı raporda 17 milyon bebeğin uluslararası limitlerden en az altı kat daha fazla hava kirliliği düzeylerinden etkilendiğini ve bu bebeklerde beyin gelişiminin bu durumdan zarar görerek hiperaktivite-dikkat eksikliği sendromu, anksiyete, depresyon, zekâ geriliği gibi tabloların gelişebileceğini belirtmiştir.

Ülkemizde de hava kirliliği açısından durum gün geçtikçe kötüleşmektedir. Hava kirliliğinin üç temel kaynağı olan kentleşme, ulaşım ve sanayileşme alanlarında da ülkemiz ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Demir-çelik, çimento, kimya sanayii gibi hem hava kirliliğine yol açan hem de enerji talebi yoğun olan sanayi dallarına yatırım yapan ülkemiz; bu sanayi dallarının elektrik gereksinimini kömürlü termik santraller ile karşılamaya çalışmaktadır. Oysa kömürlü termik santraller ülkemizdeki hava kirliliğinin ve küresel iklim değişikliğinin nedeni olan sera gazı emisyonlarındaki artışının en önemli nedenidir. Elektrik üretiminin %35’ini kömürlü termik santrallerden karşılayan ülkemiz bir taraftan da seksene yakın yeni kömürlü termik santral planlayarak mevcut kirliliği ve sera gazı emisyonlarını daha da artırma yolundadır. Diğer yandan kent içi ulaşımımız çok büyük ölçüde fosil yakıt tüketen araçlarla karşılanmaktadır. Üstelik ülkemiz birçok ülke hava kirliliği açısından daha büyük tehlike oluşturan dizel motorlu araçların kullanımını sınırlamaya başlamışken; bu konuda adım atmak bir tarafa bu tip araçların kullanımını teşvik etmektedir. Özellikle kentlerimizde yoğunlaşan hava kirliliğinin bir başka nedeni ise kış aylarında hala ısınma amacı ile fosil yakıtların; özellikle de kömürün kullanılmasıdır.

Hava kirliliği oluşturan kirleticilerin her birinin izin verilebilir limitleri bulunmaktadır. Ülkemiz ölçeğinde açıklamak gerekirse; DSÖ limitleri en düşük limitlerdir ve insan sağlığı temel alınarak hazırlanmıştır. Avrupa Birliği’nin limitleri ise DSÖ ile karşılaştırıldığında kirliliğe biraz daha fazla izin verebilen bir konumda bulunmaktadır. Türkiye’nin izin verdiği sınırlar ise bunların her ikisinin de üzerinde kirliliğe izin verecek sınırlardadır. Üstelik Ulusal Hava Kalitesi İzleme Sistemimizdeki istasyon sayımız yetersiz olup; mevcut istasyonlarda tüm hava kirletici parametrelerine bakamamaktadır. Bir örnek vermek gerekirse bu ağa bağlı olan hiçbir istasyonumuz insan sağlığı ile ilişkili en önemli kirletici olan PM 2,5 yoğunluğunu ölçememektedir.

Ülkemizde günden güne artan hava kirliliğinin acil çözümü için aşağıdaki önerilerimiz dikkate alınmalıdır:

  • Yeni kömürlü termik santrallerin planlanması ve yapımına derhal son verilmelidir.

  • Güneş ve rüzgâr başta olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık verilmelidir. Özellikle kentlerde konutlarda güneş enerjisi ile elektrik üretimi teşvik edilmelidir.

  • Kentlerde ısınma amaçlı kömür tüketimi kademeli olarak yasaklanmalıdır.

  • Kentlerde hafif raylı sistem ve metroyu da içerecek şekilde çevre dostu toplum ulaşım sistemlerinin geliştirilmesine yönelik yatırımlar yapılmalıdır.

  • Ülkemizde hemen hemen yok denecek kadar az olan elektrikli araç kullanımı teşvik edilmelidir. Bu kapsamda; elektrikli araç üzerindeki vergi yükü hafifletilerek satışı desteklenmelidir. Ayrıca belediyelere tüm otoparklara elektrik şarj istasyonu yapma zorunluluğu getirilmelidir.

  • İnsan sağlığına verilen önem gereği hava kirliliği oluşturan kirleticiler için DSÖ limitleri temel alınarak ülkemizdeki hava kalitesi izlenmelidir.

Bu bağlamda biz halk sağlığı alanında faaliyet gösteren ve toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesini ilke edinmiş Halk Sağlığı Uzmanları Derneği; HASUDER olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere tüm sorumlu devlet organlarını insan ve çevre sağlığı açısından daha sorumlu davranmaya ve bu yaşamsal önemi olan konuda gereken önlemleri almaya davet ediyoruz.

Kamuoyuna saygıyla bildiririz.

HASUDER YK.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Paydaşlarımız

Kongre-Sempozyum

Go to top