Menu

hasuder

Kadınların hayatın her alanında eşit haklara sahip olma çabası yüzyıllardır süregelen bir mücadeledir. İlk kez Fransız Devrimi (1789) sırasında, eşitlik, özgürlük, kardeşlik,  kadınların oy hakkı için yapılan yürüyüşü,  1857’de New York’da tekstil işçilerinin düşük ücretleri, uzun çalışma saatleri, insani olmayan çalışma şartlarını protesto eylemi ve bunu “Ekmek ve Gül” için başlattığı grev izlemiştir.

8 Mart bugün tüm dünyada ve Türkiye’de kadın hakları açısından sorunların ve gelecek hedeflerin gözden geçirilmesi açısından önemli bir gündür.

1994’te Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı (ICPD), bir yıl sonra Pekin-IV.Dünya Kadın Konferansı kararları, toplumlardan; cinsiyetler arası eşitliğin ve hakkaniyetin artırılmasını isterken, kadınların güçlenmesini, onlara yönelik şiddetin yok edilmesini, kendi doğurganlıklarını kontrol edebilmelerini özetle insan haklarını tam olarak kullanabilmelerini hedeflemiştir.

Türkiye’de uygulamaya konulan üç yasanın; 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesine Dair Kanun(1961), 557 sayılı sayılı Nüfus Planlaması (1965) ve 2827 Sayılı Nüfus Planlaması Hakkında Kanun‘un(1983), toplumun genel sağlık düzeyinin iyileşmesinde ve kadın sağlık düzeyinin yükselmesinde etkileri yadsınamaz. Son yıllarda kadın sağlığı açısından kazanılmış hak olan “üreme hakkı”nın kadının elinden alındığını, kadının doğurganlığını düzenleyebileceği hizmetlere ulaşamadığını, sadece anneliğe yönelik sağlık hizmetlerini nitelikli olarak alabilmesiyle ilgili düzenlemelerin ve uygulamaların yapıldığını, diğerlerinin göz ardı edildiğini görmekteyiz.

Ayrıca kadına yönelik şiddet olguları artmış, 2017 yılında 407 kadın öldürülmüştür. Sonuç olarak; 2017 yılı ülkemizde kadınlara karşı ayrımcılık ve eşitsizliğin derinleştiği, gündelik yaşam ve uygulamalarla yerleştiği, kadın cinayetlerinin sıradanlaştığı, kadının kamusal ortam ve çalışma yaşamından dışlanarak aileye hapsedilmeye çalışıldığı, çocuk yaşta evliliklere gerek 4+4+4 olarak bilinen eğitim sistemi ile gerekse resmi nikah işlemini dini makamların yapmasına izin verilerek yasal zeminin oluşturulduğu bir yıl olarak geçti.

Ülkemizin de imzaladığı uluslararası metinler olan Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) ve İstanbul Sözleşmesi ile ulusal mevzuattaki 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un etkili bir biçimde uygulanmaya başlanması sorunun çözümünde odak olmalıdır.

Birleşmiş Milletler’in bu yıl ki Dünya Kadınlar Günü teması ; “Hemen şimdi: kırdaki ve kentteki aktivistler kadınların hayatlarını dönüştürüyor” olarak belirlenmiştir. Kadınların kırsal ve kentsel alanda güçlenmesi için, sağlık haklarının tümünü – eksiksiz kullanabilmeleri adına, bu yıl yeniden bir aradayız. Eşit yaşam adına umudumuzu koruyoruz.

Tüm dünyanın “Kadınlar Gününü” kutluyoruz.

Saygı ve Sevgilerimizle.

HASUDER - Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Grubu

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Paydaşlarımız

Kongre-Sempozyum

Go to top