Menu

hasuder

TTB Halk Sağlığı Kolu tarafından 06.03.2017 tarihinde Ankara kent merkezinde Havagazı Fabrikasının sökümü ile ilgili bir açıklama yapılmıştır. Bu açıklama aşağıda görülmektedir, ayrıca http://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/asbest-6589.html bağlantısından da ulaşılabilmektedir.

TTB Halk Sağlığı Kolu’ndan asbest ve sağlık etkileri üzerine açıklama

Ankara kent merkezinde bulunan Havagazı Fabrikası’nın Büyükşehir Belediyesi tarafından yıkımına başlanmasının ardından kamuoyuna yansıyan çevre ve sağlık tehdidiyle ilgili tartışmalar sürüyor.

Türk Tabipleri Birliği Halk Sağlığı Kolu (TTB - HSK), konuyla ilgili olarak yazılı açıklama yaptı. Asbestin sağlık üzerindeki etkileriyle ilgili bilgi veren TTB HSK, “Ankara’da yaşanan halk sağlığı skandalı üzerine bina yıkımlarının yarattığı çevre kirliliğinin önlenmesi için yıkım süreçleri konusunda kapsamlı, sistematik ve uzun vadeli bir program oluşturulmalı ve uygulanması sağlanmalıdır. Söz konusu yıkımda, tehlikenin devam edip etmediği konusunda ve alınan önlemlerle ilgili kamuoyunun bilgilendirilmesi gerekmektedir” açıklamasını yaptı.

BİNA YIKIMLARI İLE ORTAYA ÇIKAN ASBEST VE SAĞLIK SONUÇLARI

Türkiye son bir haftadır bir halk sağlığı skandalı ile çalkalanıyor. “Ankara’da asbest alarmı” başlığı ile haberdar olunan bu skandal ülkenin başkentinin ortasında eski bir binanın karga tulumba yıkılmasıyla ilgiliydi.

Ülkemizde son yıllarda giderek artan yıkım ve yenilenme faaliyetleri kentlerin çehresini değiştirerek, ekonomik, sosyal, kültürel açılardan birçok değişimi beraberinde getirirken, sağlığa ve çevreye de etkiler oluşturuyor. Bu yıkım ve yenilenme faaliyetinin önemli bir parçasını oluşturan siyasi iktidarın “seferberlik” olarak gördüğü kentsel dönüşüm süreci de ülkenin sosyal ve siyasal değişimleriyle paralel bir şekilde kentleri yeniden şekillendiriyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yönlendirilen bu dönüşüm deprem gerekçesiyle başlatılmış olsa da “marka şehirler” yaratmayı da ihmal etmiyor.

Kentsel dönüşüm sürecinde, bir yandan kent merkezlerinde rantı yüksek alanların sermaye tarafından paylaşılması, diğer yandan inşaat sektöründe artan faaliyet ile iş kazalarının ve iş cinayetlerinin artışı gözlenmektedir. Bu hummalı inşaat faaliyetinin görünmeyen yüzü ise eski binaların yıkımının yarattığı sorunlardır.

Yıkılan Binalardan Açığa Çıkan Kirleticiler

Son yıllarda inşaat/yıkıntı atıkları halk sağlığı açısından giderek artan oranda endişe yaratmaktadır. Bu atıklar içerikleriyle ve ortaya çıkış süreci sonrasında oluşan reaksiyonlarla çeşitli riskler oluşturabilirler ve bazıları tehlikeli atık olarak ele alınması gereken bileşenler içermektedir. Bunlar arasında asbest, kurşun içeren boyalar, sızdırmazlık amacıyla kullanılan malzemelerden ve lamba balastlarından kaynaklanan çok klorlu bifeniller (PCB), lambalar ve floresanlarda bulunan cıva, cıva içeren çeşitli ekipmanlar (termostatlar vb gibi), pillerden ya da bataryalardan kaynaklanan kurşun, cıva, kadmiyum, gümüş, çeşitli elektronik atıklar, tehlikeli kimyasallar vb sayılmaktadır. Binaların yıkım süreçlerinde asbest en önemli mesleksel ve çevresel risklerden birini oluşturmaktadır. Bazı ülkeler bu yıkım süreçlerinde, asbest izlem ve kontrolü ile ilgili programlar oluşturarak tehlikeyi kontrol altına almaktadır.

Asbest Nerelerde Bulunur?

Asbest, bazı bölgelerde toprağın doğal yapısında bulunmakta ayrıca izolasyon ve alevlenmeyi geciktirici olarak birçok sektörde kullanılmaktadır. Bu sektörler arasında inşaat sektörü (çatı kaplamaları, tavan ve yer döşemeleri, kâğıt ürünleri ve asbestli çimento ürünleri), otomobil sektörü (debriyajı, fren ve şanzıman parçaları), ısıya dayanıklı malzeme üretimi, ısıya dayanıklı kumaş, ambalaj, conta ve kaplama üretimi yer almaktadır. Ayrıca bazı boya türlerinde, su borularının izolasyonunda kullanılan malzemelerde, kaplamalarda da asbest bulunabilmektedir.

Asbest liflerinin havaya salınması asbest içeren ürünlerin kullanımı, asbest içeren malzemelerin bulunduğu binaların bakım, yıkım, yenilenme ve tadilatları sırasında asbest içeren malzemenin bozulmasıyla oluşmaktadır. Bu nedenle bu tip asbestli malzemelerin bulunduğu binaların, yıkım, bakım, onarım ve yenilenme çalışmalarında çok özel önlemlerin alınması ve bu önlemlerin ciddi bir şekilde denetlenmesi gerekmektedir.

Asbestin Sağlık Üzerine Etkileri

Asbest lifleri, çeşitli nedenlerle havaya salınan bu liflerin solunmasıyla vücuda girerler. Bu lifler vücuda girdikten uzun yıllar sonra sağlık sorunlarına yol açabilmektedirler. Asbest, Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) listesinde “kesin kanserojen” olarak tanımlanmıştır. Asbestin neden olduğu sağlık sorunları esas olarak üç başlıkta sıralanabilir:

·         Akciğer kanseri

·         Akciğer zarı kanseri (Mezotelyoma)

·         Kanser dışı ağır ve ilerleyici akciğer hastalığı (Asbestosis)

Asbest lifleri iki genel gruba ayrılır ve bu iki grupta altı lif türü vardır. Bu liflerden bazıları diğerlerine göre sağlık etkileri açısından daha tehlikelidir.

Asbestten Korunma

Asbeste bağlı sağlık etkilerinden korunmada en önemli konu maruz kalımın engellenmesidir. Bu amaçla gerek mesleksel maruz kalımlarda gerekse de çevresel maruz kalımlarda gerekli önlemler dikkatle alınmalı ve uygulanmalıdır. Yıllar içerisinde asbestin korkutucu sağlık etkilerinin ve özellikle kanserojen özelliğinin ortaya çıkması kullanımını sınırlandırmış ve yasaklanmasına neden olmuştur.

Asbestli binaların yıkımı sırasında, yakında yerleşim yeri, okul, işyeri olması ile toplum genelinde maruziyet artmaktadır. Bu nedenle, asbestten korunmanın bileşenlerinden biri de yıkım ile ilgili çevresel risk değerlendirmesi yapılmasıdır.

Ne Olmalı?

Türkiye’de mevcut Kentsel Dönüşüm Projeleri kapsamında 7 milyon binanın elden geçirileceği tahmin edilmektedir. Türkiye’de bazı asbest türlerinin kullanımı 2010 yılında yasaklanmış olduğu için yıkılacak binaların çok büyük çoğunluğunda asbest bulunma riski vardır. Asbestli çalışmalara ilişkin yönetmelik bulunmasına karşın yıkımı yapılan binaların büyük çoğunluğunda bu önlemlere uyulmamaktadır.

Binaların gerekli önlemler alınmadan yıkılması durumunda hem yıkımda çalışan işçiler, hem de çevrede yaşayanlar yoğun asbest maruziyetine uğrayacaklardır. 2010 yılına kadar yapılan inşaatlarda asbest varlığı düşünüldüğünde, bu yapıların yıkımıyla ortaya çıkacak asbest maruziyetinin gelecek 20 yılın en büyük halk sağlığı sorunu olması kaçınılmazdır. 2000 ile 2010 yılları arasında en az 1 milyon ton asbest kullanıldığı tahmin edilmektedir.

Asbest konusuyla gündeme gelen bina yıkımları sırasında sadece asbest değil havaya yayılan tüm kirleticilerin kontrol altına alınması, hem çevrede yaşayan halkın hem de yıkımı yapan işçilerin sağlığının korunması için gereklidir.

Ankara’da yaşanan halk sağlığı skandalı üzerine bina yıkımlarının yarattığı çevre kirliliğinin önlenmesi için yıkım süreçleri konusunda kapsamlı, sistematik ve uzun vadeli bir program oluşturulmalı ve uygulanması sağlanmalıdır. Söz konusu yıkımda, tehlikenin devam edip etmediği konusunda ve alınan önlemlerle ilgili kamuoyunun bilgilendirilmesi gerekmektedir. 

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ HALK SAĞLIĞI KOLU

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Paydaşlarımız

Kongre-Sempozyum

Go to top