Menu

hasuder

1972’de Stockholm’de düzenlenen ilk Dünya Çevre Zirvesinde alınan karar gereğince 1973’den bu yana her yıl 5 Haziran ‘Dünya Çevre Günü’ olarak kutlanıyor.

Başlangıçta çarpık kentleşme, aşırı üretim ve tüketim, buna bağlı olarak gezegenimizin kaynaklarının tüketilmesi ve büyüyen atık sorunu gibi nedenlerle artan çevre sorunlarına ve bu sorunların insan ve çevre sağlığı üzerine yaptığı olumsuz etkilere toplumların dikkatini çekmek, çözüm için katılımlarını sağlamak ve ülkeleri yönetenlerin çevre sorunlarına karşı ilgisini arttırmak amacı ile uygulamaya konan ‘Dünya Çevre Günün’ günümüzde bu amaca hizmet ettiğini söylemek zor. Günden güne gerek dünyada gerekse ülkemizde çevre sorunları boyutları büyümekte; buna karşın hükümetler çözüm aramak yerine her yıl 5 Haziran’da görkemli ‘Dünya Çevre Günü’ kutlamaları yapmaktadır.

Bir ‘Dünya Çevre Günü’ daha dünyanın çeşitli bölgelerinde kutlanırken küresel iklim değişikliğini yavaşlatabilmek için Aralık 2016’da Paris’te varılan uzlaşının uygulanması ABD’nin tutumu nedeni ile tehlikeye girmiştir. Üstelik dünyanın enerji gereksiniminin %85’i hala fosil yakıtlardan sağlanmaktadır. Kuraklık, aşırı hava olayları, seller, kıtlık gibi küresel iklim değişikliğinin yıkıcı sonuçları dünyanın birçok bölgesinde günden güne artan oranda görülmeye başlanmıştır. Dünya Sağlık Örgütü’nün rakamlarına göre yılda 12.6 milyon kişi çevresel nedenli hastalıklar sonucu yaşamını yitirmektedir; örgüt yüzden fazla hastalık ve yaralanmanın çevre sorunları yüzünden meydana geldiğini açıklamıştır.

Ülkemizdeki durum ise daha ağırdır; sera gazı emisyonları açısından dünyada ilk yirmi ülke arasında olan ülkemiz; buna karşın seksene yakın yeni kömürlü termik santralyapmayı planlamaktadır. Üstelik hava kirliliği kentlerimizin büyük bir çoğunluğu için ciddi bir sorundur. Endüstriyel sıvı ve katı atıkların yarattığı su kaynakları ve toprak kirliliğine neden olma gibi sorunlar günden güne büyümektedir; bunun son örneği Ergene Havzasında yaşanmakta olan dramatik durumdur. Ülkemizin çeşitli yerlerinden kaçak olarak gömülen nükleer atıkların çıkmakta;  hurda demir-çelik haddehaneleri ile hurda gemi söküm tesisleri ile doğamız kirletilmektedir. Artvin Cerrattepeve Antalya Finike’deki taş ocaklarının çevre tahribatına dikkat çeken Ali ve AysinBüyüknohutçu çiftinin hayatını kaybetmesi örneklerindeolduğu gibi anayasamızın 56. Maddesinden kaynaklanan insanımızın yaşadığı çevreye sahip çıkma hakkı zorla elinden alınmaktadır.

Bu birkaç örnek bile doğamızın, suyumuzun, havamızın, ekosistemlerimizin nasıl sömürüldüğünü; dünyamızın bir avuç insanın yarattığı sistem tarafından nasıl sona sürüklendiğini göstermektedir. Çevremiz, ekosistemlerimiz sömürülürken; bu sömürüyü toplumun gözünden kaçırmak için  ‘Dünya Çevre Günü’ gibi masum bir girişim bile kullanılmaktadır. Bu günde fosil yakıt üreticileri, madenciler, nükleer lobi; kömürlü termik santralciler ‘çevreci’ kesilmekte yanıltıcı reklamlarla toplumu kandırmaya çalışmaktadır.

Böyle bir ortamda HASUDER olarak biz halk sağlıkçılara düşenin mesleksel değerlerinden, toplum ve kamu yararındanayrılmamak olduğunun bilincindeyiz. HASUDER dün olduğu gibi bugünde gerçek çevre mücadelesinin içinde ve toplumun yanında olacaktır.

HASUDER YK

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Paydaşlarımız

Kongre-Sempozyum

Go to top