|
Danıştay'ın 4207 Sayılı Yasaya İlişkin Kararı Üzerine Görüşümüz |
|
|
|
|
Tacettin Inandi tarafından yazıldı
|
|
Salı, 29 Haziran 2010 10:44 |
|
İzmir Kahveciler Odası Başkanı tarafından “4207 sayılı yasanın ticaret özgürlüğünü engellediği” görüşü ile Danıştay’a olan başvurusu üzerine Danıştay 10. Dairesi konuyu görüşmüş, Kahveciler Odası tarafından ileri sürülen görüşü yerinde bularak yasada gerekli değişikliğin yapılması isteği ile dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne göndermiştir. Halk Sağlığı Uzmanları Derneği olarak konu ile ilgili aşağıda yer alan açıklamanın yapılması gereği duyulmuştur:
- 4207 sayılı Yasanın ilgili maddesi kahvehanelerin de içinde olduğu ikram sektörüne ait işletmelerin kapalı alanlarında sigara içilmesini yasaklamaktadır. Ancak bu ifade sigara içenlerin bu mekânlara girmelerine engel değildir, esasen Yasa sigara içenlerin herhangi mekâna girmesi konusunda bir yasak getirmemektedir.
- Kahveciler Odası tarafından dile getirilen ticari faaliyete engel olunması ve bu işletmelerin zarar ediyor olduğu görüşü gerçeği yansıtmamaktadır. [1]
- TC Maliye Bakanlığı ve TC Merkez Bankası verilerine göre, ikram sektöründeki işletme sayılarına ilişkin sayıların incelenmesi sonucunda, 4207 sayılı Yasa’nın (5727 sayılı Yasa ile değişik) yürürlüğe girmesinden önceki ve sonraki dönemde bu sektördeki kapanan işletme sayısından daha fazla sayıda yeni işletmenin açıldığı görülmektedir.
- Benzeri şekilde ikram sektörü işletmeleri tarafından ödenen KDV miktarlarında da yasanın uygulamaya girmesinden sonra, yasa öncesi döneme göre artma olduğu görülmektedir.
Buradan yorumlanabileceği gibi hem sayı verileri hem de ekonomik göstergeler ileri sürülen görüşlerin gerçeği yansıtmadığını ortaya koymaktadır. Esasen başka ülke uygulamalarında da kapalı yerlerde sigara kullanımının yasaklanmasından sonra ikram sektörünün iş hacminde artma olduğu saptanmıştır.
- Konunun önemli bir başka boyutu da sağlıkla ilgilidir. Sigara kullanımının insan sağlığı bakımından oluşturduğu riskler yarım yüzyılı aşkın zamandan beri bilinmektedir ve her geçen gün bu konudaki kanıtlara yenileri eklenmektedir. Sigara kullanan kişiler yalnızca kendilerine zarar vermekle kalmaz, çevrede bulunan ve sigara içmeyen kişiler de ortamdaki sigara dumanından zarar görür. Sigara dumanından pasif etkilenme sonucunda akciğer kanseri, kalp krizi ve inme riskinin arttığı bilinmektedir. Anayasa’nın 56. maddesi “herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı” olduğuna işaret etmektedir. Kapalı ortamlarda sigara dumanı ortamın “sağlıklı ve dengeli bir çevre” olma niteliğini bozar. Bu nedenle insanların toplu olarak bulundukları kapalı ortamlarda sigara içilmesinin yasaklanması Anayasa’nın bu hükmü ile paralellik göstermektedir.
- Kapalı yerlerde sigara kullanımının yasaklanması aslında sigara içenlerin de yararınadır. Bu kısıtlama nedeniyle sigara içenlerin içtikleri sigara sayısı azalmaktadır. Hatta bazı tiryakiler bu kısıtlamayı fırsat olarak değerlendirip sigara içme davranışını tümü ile terk etmektedir. Kuşku yok ki bu yasanın en önemli olumlu etkisi bazı tiryakilerin sigara içmekten vazgeçmeleri olacaktır.
- Türkiye 4207 sayılı yasaya sahip olmakla hem imzalamış olduğu uluslar arası sözleşmenin gereğini yerine getirmiş hem de dünya üzerinde saygın bir konum elde etmiştir. Bu Yasada en ufak geri adım atılması Türkiye’nin bu alanda edindiği konumu kaybetmesine ve uluslar arası alanda prestij kaybına uğramasına yol açacaktır.
- Ülkemizde sigara kullanımına kısıtlamalar getiren ilk yasa 1996 yılında yürürlüğe girdiğinde benzeri olaylar o zaman da yaşanmış, ancak Anayasa Mahkemesi toplumun sağlığını gözeten ve sağduyuya dayalı tarihi bir kararla “toplumun sağlığı söz konusu olduğunda bu tür kısıtlamanın Anayasa’ya aykırılık teşkil etmeyeceği” görüşünü belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi yargıçlarının benzeri görüşle davranacaklarını bekliyoruz.
Kamuoyuna saygı ile duyururuz. 29.06.2010
Halk Sağlığı Uzmanları Derneği Yönetim Kurulu
[1] TC Maliye Bakanlığı’ndan alınan bilgilere göre, 2009 yılı Ocak-Ekim ayları arasında ikram sektöründeki işletme sayısında %2.7, lokanta vb yemek sektörü sayısında %3.5 ve alkollü içki servisi yapan işletme sayısında da %3.0 oranında artış yaşandığı anlaşılmaktadır. Aynı dönemde ikram sektörü tarafından yatırılan KDV miktarı 2009 yılı Ocak ayında 800 milyon TL dolayından, Ekim ayında 1120 milyon TL’ye yükselmiştir. İşletme sahiplerinin bazıları çeşitli nedenlerle işyerlerini kapatıyor; ancak kapanandan daha fazla sayıda işletme açılıyor. Sigara yasağının bu kapanmalarla bir ilgisi bulunmamaktadır. Yasanın ikram sektörünü kapsayan bölümünün yürürlüğe girdiği Temmuz 2009 tarihinden sonra, bu sektörde kapanan 7.387 işyerine karşılık 12.652 yeni işletme açılmış bulunuyor.
|
|
Son Güncelleme: Salı, 29 Haziran 2010 10:50 |